0

Cezaevinde İş Kazası Hakkında

YARGITAY 21. H.D. 2016/4117 E. 2017/7265 K. 3.10.2017 Tarih

ÖZET : Hükümlünün cezaevinde iş kazasına uğraması neticesinde maddi ve manevi tazminat talepli açacağı dava idari yargının görev alanıdır.

DAVA KONUSU : Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.

Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

Dava, 28.05.2007 tarihinde hükümlü iken meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi tazminatlarına ilişkindir.

Mahkemece, maddi tazminat yönünden tam kabul, manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Görev konusu kamu düzenine dair olup kıyas veya yorum yolu ile genişletilemez yahut değiştirilemez. Taraflarca ileri sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir. Anılan maddede; işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuki uyuşmazlıkların İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesi'nin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur. a)Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren (ya da işveren vekili) olmalıdır. b)Uyuşmazlık iş sözleşmesinden veya İş Kanunundan kaynaklanmalıdır.

Bununla birlikte, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun İkinci Kısım Altıncı Bölümünde "Hükümlünün Yükümlülükleri" düzenlenmiştir. Buna göre, söz konusu yasada belirtilen diğer bir takım yükümlülükleri ile birlikte hapis cezasının yerine getirilmesine katlanma ve bu amaçla düzenlenen infaz rejimine uygun tutum ve davranışlar içinde bulunmakla, ceza infaz kurumunun güvenlik ve iyileştirme programlarına tam bir uyum göstermekle ve Kurum doktoru tarafından ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı olduğu belirlenen meslek sahibi olmayan hükümlüler ile meslek sahibi olan istekli hükümlüler kurum imkanları ölçüsünde çalışmakla yükümlüdürler.

Somut olayda ise, kaza tarihinde hükümlü olan davacı her ne kadar kısa vadeli sigorta kollarına tabi olup davaya konu zararlandırıcı olay Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası olarak kabul edilmiş ise de bu durumun uyuşmazlığın İş Mahkemesinde görülebilmesi için yeterli olmayıp 5521 Sayılı Kanun'un 1. maddesinde öngörülen koşulların olayda ayrıca gerçekleşmesi gerektiği, uyuşmazlığın yukarıda belirtildiği üzere 5521 Sayılı Kanun'un aradığı iş sözleşmesine dayalı çalışmasından veya İş Kanunundan kaynaklanmayıp 5275 Sayılı yasa kapsamındaki yükümlülüğü çerçevesinde oluşan zararlandırıcı olaydan kaynaklandığı, bu çerçevede olay tarihinde hükümlü olan davacı ile davalı kurum arasında kamu hukukuna dayalı ilişki olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmektedir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan "yargı yolunun caiz olmaması" sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, davalı vekilinin bu yöndeki temyiz talebi kabul edilmeli karar bozulmalıdır.

SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 03.10.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



Bu Bilgi Yararlı Oldu mu?
Anket Sonuçları
Kapat